MULADHARA ÇAKRAN

EVİNİZE HOŞ GELDİNİZ

Kişisel hikâyemizin başladığı yer burası; yani evimizin temeli, köklerimiz muladhara (kök) çakramızda gizli. Önce ailemizin köklerine bakacağız, biraz araştırma yapacağız, neneler, dedeler nerelerden gelmiş? Neler yaşamış? Eski fotoğraflara bakın kimler var? Nasıl koşullarda yaşamışlar? Sadece bakın ve dinleyin yargılamadan, çok fazla sorgulamadan. Yani çekiştirmeyin, bilgiyi alırken, sadece dinlerken ve izlerken içinizde oluşan hislere kulak verin; ‘’Şu anda ne hissediyorum?’’.  Anne-babanızı izleyin, kendinizde onlara ait neler buluyorsunuz? Armut dibine düşer, tabi ki onlara benzeyeceğiz ama etiketlemeden önce gördüklerinizi kabul edin. Köklerimizi gördükçe, tanıştıkça kendi evimizin temelini anlamaya başlayacağız.

Bu yazılarda sunmak istediğim, aldığım eğitimler ve yaptığım okumalardan yola çıkarak en basit şekilde çakra sistemini ve hayatımızdaki yerini anlatmak. İnternet ortamında “kök çakra” diye yazıp arattığınızda bir dolu bilgiye ulaşırsınız zaten, ben de bu yazının sonunda size yararlandığım kaynakları vereceğim. Ama asıl mesele kendimize en yakın ve yalın haliyle anlatmak ve anlamaya çalışmak.

Şimdi biraz spritüal taraftan bakalım; bedenimizde 7 ana çakra var. En sade haliyle size bunu aktarmaya çalışacağım.  Çakra; çark demek, bizim enerji sistemlerimizi temsil eder. Sinir sistemimizin yuvası olan omurga, aynı zamanda enerji sistemimizin de yuvasıdır. Bu enerji kanalına “sushumna” denilmektedir. Sushumna’nın iki tarafından “İda” ve “pingala” dediğimiz iki enerji kanalı daha sarmal olarak geçmekte ve çakralar da sushumna üzerinde yerlerini almaktadır. Sushumna’yı bir sarmal gibi geçen bu iki enerji kanalı, aynı zamanda çakralara da enerji taşır. Yani çarkların dönmesini sağlayan suyun, bu iki kanaldan taşındığı hayal edilebilir. İda enerjisini topraktan alır, dişil ve yin enerji kanalıdır. Pingala enerjisini güneşten, gökyüzünden alır, eril ve yang enerji kanalıdır.

Sushumna, ida ve pingala enerji kanalları perine bölgesinde başlamaktadır ve burası, muladhara çakranın da yuvasıdır. İsimleri başta akılda tutmak zor gibi gelebilir, bunu düşünmek yerine, sadece sistemi hayal etmeye ve anlamaya çalışın.

Muladhara çakranın temsil ettiği bölgelerden biri “ayaklar”dır; yani ‘’Yere nasıl basıyorsun? Yeryüzüyle ilişkin nasıl?”, “Seni taşıyan omurganın farkında mısın?”, “Ben varım, buradayım’’  gibi ‘olma’ halini nasıl tam olarak hissedebiliriz, aslında kök çakranın araştırmada alanı tam da burası.

Size burada anlatmak istediğim şu; temel ne kadar sağlam olursa, üzerine çıkacağımız katlar o kadar güvenli olur. Evin temelini sağlamlaştırıyoruz; aileyi ve bağımız olan köklerin, onların hikâyelerini duymak, o hikâyeler aracılığıyla yeniden tanışmak, şimdilik bir yerde tutacağımız bilgiler. Hemen çözmeye çalışmak bir işe yaramaz, parça parça dökülür-ki benim yıllarımı aldı. Yani anlayacağınız, acele yok.

Şimdi kendi doğum hikâyenize de gelin; “nasıl bir doğum?”. Anneden yeterince beslendin mi? Yeterince sevildin mi? En önemlisi kendini ait hissettin mi?

Ben bu hayatta varım dediğimiz yer kök çakra. Hala hayattaysan, demek ki burada yerin var ve sana burada söylenecek tek şey “yerini, kendini bul’’. Aşağıda dönen o çarkı görüp kabul ettiğinde dengeye geleceksin.

“Sahip olma hakkına sahipsin.’’ bu cümle sana ne ifade ediyor ve şu anda ne hissediyorsun?

Kök çakra senin bu dünyadaki yerini temsil eder. Evin temeli diye belirttik, o yüzden durduğun yere bir bak. Hala hayatta olduğuna göre gerçek seni uyandırıp, merkezine, yani dengeye gelebilmek için gerçek hikâyene ihtiyacın var. Burada önemli bir nokta var ki; acının içinde kalmamak ya da pembe bulutlara kapılmamak. Hikayeyi tüm gerçeği ile önüne döktüğünde,  ‘’ama, aslında, yani’’ sözcükleri fazla yer kaplıyorsa, o noktada dur ve “şu anda ne hissediyorum?’’ sorusunu bir daha sor.

Kök çakra yeterli şekilde beslenemiyor, yani yeterli besini ve nefesi alamıyorsa ya çekiştirir, almak için eril-yang tarafa yüklenirsin ya da bırakır, geldiği kadar idare edersin-ki bu da yin-dişil tarafa yüklenmek demektir. Yin; daha derinde olan, dişil, toprak, ay demektir, bedenin sol yanında temsil edilir. Yang; daha canlı olan, eril, güneş, gökyüzü demektir, bedenin sağ yanında temsil edilir.  Bizim kendimize gelmemizin yolu, bu iki enerjiyi dengeye getirmektir. Yaptığımız yoga, meditasyon ve tüm enerji çalışmalarında tek hedef dengeye gelmektir. Yarım bir elma değil, tam ve bütün elma olmaktır. Kök çakranın elementi topraktır. Peki, sen ne kadar besleniyorsun? Aşağıdaki cümlelere bir bak bakalım, içlerinde sana yakın olan var mı?

“Benim hep planlı ve güvende olmam lazım.”

“Bensiz hiçbir iş yürümüyor.”

“Ben kusursuz ve mükemmel yaparım.”

“Yetersizlik hakkı ne? Kim uydurmuş bunu, çalış yeterli olursun.”

“Benden başka kimse parayı ve bu evi yönetemiyor.”

“Ben çalışmasam herkes aç.”

“Benim gibi hırslı ol, ben başardım, ben önemliyim.”

“Bu evi de almalıyım, bu arsa da benim olmalı, en iyi araba da. (Böylece daha görünür olabilirim, daha çok saygı görürüm ve beni daha çok severler) ”

“Benim sevgimi gösteremediğimi söylüyorlar. Aslında onlara pahallı hediyeler veriyorum, ben onları seviyorum.”

“Kariyer de yaparım, çocuk da yaparım, hepsini ben yönetirim.”

“Beni sinir ettiniz ve şiddete siz yönettiniz.”

“Hiçbir şeyi atma, bir gün mutlaka lazım olur.”

“Ben almayı severim canım isterse verim.”

“Tabi ki üzüldüğüm ve hüzünlendiğim oluyor, ama bunu göstermek güçsüzlüktür.”

Bu örneklerdeki zorla tutunma, yönetme, zorla var olma hali, yıkıcı erilin fazla beslendiğini ve kök çakranın çılgın gibi döndüğünü gösterir.  İşte burada hikâyene bakabilirsin; senin gibi kimler var?

Peki, zor bir doğumla dünyaya gelmiş, tutunmazsa kaybolacağını zanneden, duramayan, akamayan, hayatta keşfetmek yerine, planlayıcı olmayı seçen ve başarısızlığa tahammülü olmayan, mükemmeliyetçi, hata yapmaktan kaçınan mısın?

“Kendimi güçsüz hiçbir şeyin altından kalamayacak gibi hissediyorum.”

“Her şey endişe yaratabiliyor bende, en mutlu günümde bile kaybetme korkusu kaplıyor içimi ve hasta oluyorum.”

“Evet, çok çabuk hasta oluyorum bağışıklık sistemim düşük.”

“Hiçbir şeyi elimde tutamıyorum, ne para ne de eşya.”

“Aslında içimde gizli bir hırs var ama başaramayacağımı düşünen tarafım baskın çıkıyor.”

“Kimseye hayır diyemiyorum ama yine de yaranamıyorum.”

“İçimde hep bir hüzün var nedenini bilmediğim görmekten çok hoşlanmadığım.”

“Hep birilerine bağımlı olma ihtiyacı duyuyorum ve hep sevilme daha çok daha çok.”

Bu örneklerdeyse kök çakra öyle yavaş dönüyor ki, hayatla kopuk, bedeni ve duyguları ile kopukluk onu dirençsiz hale getiriyor. Bu, besleyemeyen yıkıcı dişil enerjidir. Tutunamayan, alamadığı sevgiyi vererek almaya çalışan, kendine yer bulamayan, akamayan, kendini başkalarının yönetimine bırakan.

Bahsettiğim iki durum da birbirine zıt ama bir yanıyla aynıdır; ‘’beni sev, beni besle, ihtiyacım olanı bana vermen için kendime göre çabalıyorum’’ anlamları vardır ikisinde de. Kendime dönmemek için ya çılgın gibi koşmam ya da küsmem gerek. ‘’Yukarıdaki örneklerin hiç biri ben değilim ama…’’ diyebilirsin, örnekler sana abartılı gelmiş olabilir, fakat bir yerde tut, yeniden bakmak isteyebilirsin.

Bazen bu iki durumu da yaşayabilir kişi, yani bazı zaman eril baskın bazı zaman dişil enerji baskın olabilir.

Kök çakranızın nasıl hareket ettiğini görebileceğiniz iki yer vardır: İlişkileriniz ve yaşadığınız ev. İlişkilerinde bağımlı mı, muhtaç mı oluyorsun? Evinde eşya biriktiriyor musun? Eşyalarının değerini bilmeden savuruyor musun? Bu gibi birçok soru seni, seninle tanıştıracak sorular aslında. Sor ve yargılamadan bırak, zihninden değil, içeride dönen çarktan al yanıtları. Yapmamız gereken olanı görmek.

Her zaman söylüyorum, yeniden söyleyeceğim, önce çok disiplinli olmaya çalışmayın, çünkü önce sistemin çabanızı sindirmesi gerekiyor. Bunca yıl bir konfor alanı oluşturdun ve bu alandan çıktığında nelerle karşılaşacağını bilmediğin için sık sık geri dönmek isteyebilirsin. Sor ve bırak; “şu anda ne hissediyorum?’’. Deşme, eve girmeye niyet ettiysen yavaş yavaş ilerleyecek her şey.

Burada önemle üzerinde durmak istediğim bir şey daha var: Çakraların dengeleri zaman zaman bozulur. Yaşadığımız olaylara göre akışları değişebilir, fakat bizim bu olayları fark etmemiz, “evet burada kendime dönmem, evime girmem gerek’’ dememiz gerekiyor. Çakra kapanmaz, dönüşü değişir, yani sen hala nefes alıyorsan, çark dönmeye devam ediyor demektir.

Biraz da ulaşacağımız yerden bahsedelim: Kök çakra dengede olduğu zaman nasıl oluruz? Kök çakra dengede olduğu zaman hayatın akışına güveniriz. Düştüğümüzde kalkacağımızı biliriz.  Eğitimlerde de anlatıyorum; 1999 yılında babam iflas etti, kocaman fabrika patronuydu. Bir süre kendini kapattı, ama sonra bize “hayattayız, birlikteyiz, önemli olan bu’’ dedi. O zamanlar bana tuhaf gelmişti. Büyük bir kayıp var ortada ve alışılmış bir yaşam tarzı. Şu zamanlarda görebiliyorum ki, aslında verdiği kayıp sadece maddi bir kayıptı, gerçekten hayatın ona verdiği güven hiç bitmedi, yaşama tutunma tavrı ne çekiştirerek ne de bırakarak oldu. Acının içinde dövünmeden, hayatın sana sunduklarına müteşekkir olarak kalabilmek, kök çakranın dengede olabilmesi demektir. Yaşıyorsan, kendi sorumluluğu alarak yola devam edersin, etmelisin.

Peki, kök çakrayı dengeye getirebilmek için bu süreçte sen neler yapabilirsin? Kök çakranın elementi toprak dedik, yani senin beslendiğin yer ve tüm yediklerin topraktan geliyor. Toprakla ilgilenip, doğada vakit geçirerek, ne büyük bir mucizenin içinde yaşadığını fark edebilirsin. Hatta bir saksıya çiçek dikmek, balkonda biber yetiştirmek bile olabilir. Ayaklarını yere vura vura dans et mesela, ayak tabanlarının, bacaklarının seni nasıl yukarıya çıkardığını gör, hisset. Kök çakranın rengi kırmızıdır; ayaklarına kırmızı çorap giyebilirsin, belki daha önce hiç giymedin, şimdi giy ve gülümse kendine biraz.  Evdeki eşyaları gözden geçirip fazlalıkları atmak iyi gelecektir. Senin için değerli olanları gözünün önüne koy, aile albümlerine bak, kendi çocukluk fotoğraflarına bak ve o küçük çocuğun ihtiyaçlarını karşılayabilecek kadar büyüdüğünü fark ederek devam et. Sen, kendi sorumluluğunu alabilirsin; bağımlı ya da muhtaç olarak değil, gerçek hikâyeni kabul ederek yola çıkmaya hazır olarak.

(Not: Yukarıdaki belirttiğim, uygulayabileceğin pratiklerin yanında, youtube kanalımdaki “merkeze gel ve Nefes almak”videolarını izleyebilir ve uygulamayı yapabilirsin.)

Sevgiyle

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s