KÖK ÇAKRA II. BÖLÜM

KARŞINA ÇIKANLARDAN KAÇMA

Önce mesaj ve maille geri dönen herkese çok teşekkür ederim, birlikte uzun bir yolculuğa çıktık: “Hikayeni kabul et, gerçek potansiyelini ortaya çıkar’’ dedik. Yol uzun ancak beraber yürüyoruz, senin gibi birçok ruh aynı yolda, belki bir gün karşılaşıp kucaklayaşacağız, yol Hikâyemizi paylaşacağız.

Muladhara çakranın elementi toprak dedik, toprağı kabartıyoruz, havalandırıyoruz. Kökler güneşle buluştu. Yıllarca karanlıkta nefessiz kalmıştı, köklere kulak ver sana söyleyecekleri birikmiştir. Atalarını onurlandır, küçük bir ritüel belki, şimdi aklıma geldi, “coco” diye bir animasyon çocuk filmi var onu izle, orada ataları tanımanın ne demek olduğu öyle yumuşak ve güzel anlatılıyor ki… Oğlumla izledikten sonra aile albümünü çıkardık ve tek tek aramızda olmayan atalarımızı andık, fotoğrafı olmayanları hikayelerden anımsadığım kadar anlattım Yağız’a, biraz da kendime hatırlattım. Bugün var oluş sebebimiz atalarımız, hepsini sevgiyle hatırlayın. Belki fotoğraflara bakarak bekli de içinizden geçirerek teşekkür edin onlara. Kendi kendinize kalacağınız bir alan yaratın, belki bir yanınızı benzettiğiniz ananenize teşekkür edin “bana kattıkların için, benim ananem olduğun için teşekkürler, bundan sonra kendi yolumda kendi irademle yürümek istiyorum, sana ait olanları geri veriyorum” diyebilirsiniz. Üzerinizde size ait hissetmediğiniz ne varsa bırakmaya niyet edin. 

Toprağı havalandırdığında karşılaşmak istemediğin, korktuğun börtü böcekle karşılaşacaksın belki, çünkü onları da toprak besliyor, onlar da toprağa ait. Köklerine indiğinde karşılaşmak istemediğin hislerle göz göze geldiğinde kaçma, üstünü örtmeye, itmeye çalışma, onları sen besliyorsun, gör onları, onlar sana ait. Sen onları gördükçe onlar dönüşecek. Değersizlik, yetersizlik hissi sen yok saydığında değil, onu nerede hissettiğini anladığında yavaş yavaş azalarak gidecek. Arada başka aynalarla karşına gelecek, sen “Hmmm tanıyorum seni, hoş geldin ama ben artık seninle aşağıya inmek istemiyorum” diyeceksin. Adım atmak, yeni bir şeye başlamak istediğinde kök çakranın sabotajcısı çıkacak ortaya “Yapamazsın, beceremezsin, sakın kendini atma ortaya, en mükemmelini yapmak zorundasın” diyecek sana. Kök çakra çok ilkel, kaç ya da savaş ama “hayatta kal” diyor. İşte bu seslere rağmen, bu korkuya rağmen yürüdüğünde dengeye geleceksin. 

Sana hayatta kal diyor – düşme – demiyor, sakın yanlış yapma demiyor bazen bilmediğin yolda yürümek sana iyi gelecek, keşif bilinmeyen yolda olur. Arada kaybolacaksın, korkacaksın, şüpheye düşeceksin, dönüp içine bakacaksın batacaksın, keşke bu yola çıkmasaydım diye pişman olacaksın. Bunların hepsi normal, sen bunlara rağmen yürüdüğünde içindeki potansiyel ortaya çıkacak. 

Harry Potter’ı izledikten sonra Yağız’ın şöyle bir yorumu olmuştu; “Kahramanların hepsi başlangıçta silik insanlar ve öyle kötü bir şey yaşıyorlar ki fena sıkışıyorlar ve kahraman olmak zorunda kalıyorlar, güçlük insanı kahraman yapıyor demek ki” evet sıkışmak yol aramaya neden olur, “ben ne hissediyorum” sorusunu sormuş olman için bir şey yaşamış olman gerekir ve bu soruyu soruyorsan uyanmışsın demektir.

İçindeki potansiyeli keşfetme zamanı gelmiş, şimdi yola devam.  Enerjin yin ya da yang olsun korkuya, endişeye, belirsizliğe rağmen yürüyerek dengeye geleceksin. Burada anlatmak istediğim korkuya rağmen yürü “başarılı olacaksın” değil, lütfen yanlış anlama, başarı görecelidir, ben denememi de başarıdan sayarım. Mesela; denedim arkadaş evet sonunu göremiyordum ama içim oraya kaydı, yaptım olmadı. İşte bu “olmadı” deme halinde bir var oluş var aslında. Olmadı ve ben sorumluluğu üstüme alıyorum, ben yapamadım, zaman doğru değildi, bu çok normal. Çekiştirme yok burada, denedim uğraştım bana uymadı, olmadı var. Yapamadığında, başarısızlık hissettiğinde kendinle ilişkin nasıl senin? Var olma halin işte tam burada yatıyor. Ne hissediyorsun? Bedeninde neler oluyor? Zihnin nerelere gidiyor? Bizi kök çakra ile bağlantıya geçiren yer burası, çok yaşamsal ilkel bir durum bu. Eskiden kendimi başarısız ve yetersiz hissettiğimde omuzlarım öne düşüyor, yeterli olabilmek için hızlanıyor, daha vurgulu konuşmaya başlıyordum. Baktım ki işin içinden çıkamıyorum, suçlamaya dönüyor kelimelerim, çünkü boğazıma bir şey oturuyor onunla savaşıyorum, onu içeriye indirirsem canım acıyacak, hiç içime almadan acımı dışarıya atmaya çalışıyorum, kaşlarımı çatıyorum, gözlerimi sıkıyorum ki ağlamayayım, nefesim sık sık olmalı ki toparlayıp cümleleri o alandan çıkabileyim. Bu hisleri fark ettiğimde dönüşüm başladı: “Dur, bu ilkel olan sana ait olmayan bir şey, doğal nefesine dön, sana burada olmak ne hissettiriyor.’’ Bu yetersizlik hissi sana nereden geliyor?  Enerjin yin ya da yang olsun hiç fark etmez, biri yerde sürünür yetersizim diye, öteki yetersizim daha mükemmel olayım diye tepinir. İkisindeki his aynı; yetersiz, değersiz, alan kaplayayım ama nasıl? Biri saldırır, öteki durur ama his değişmez. Dengeye gelmek ancak bu alanın içinde kalarak oluyor, her saniyesini görerek. Evet canın acıyor, o çılgın halini görmek hiç hoşuna gitmiyor, başkasını suçlamak basit. Kelimeleri boğazından içeriye alıp kalbine indirmek zor olan, çünkü orada kendinle karşılaşma, hemhal olma hali var. İşte tam burada yazmanı istiyorum içindeki his neyse kalemi hiç kaldırmadan yaz kağıda, içerideki zehir yavaş yavaş dökülecek, bazen göz yaşların dökülecek kağıda, bazen kalemi öyle bir hırsla bastıracaksın ki kağıt yırtılacak, bazen akacak gidecek. Her anı görebilmek için bol bol yaz, sadece yaz. İçeriden çıkanla, dışarıda gördüğünle yazdıkça hafifleyecek için. Yazdıkça keşfedeceksin hislerini. Kaldırdığın toprak yumuşamaya başlayacak, içeride karşılaştıklarından tiksinmek yerini kabulle, teslimiyete bırakacak… Kabul ve teslimiyet var, yola çıkışımız da niyet etmek demek. Çekiştirmeden kabul etmek demek yola çıkış niyetimiz gerçek hikayemizi görmekti, gerçeği görüp dönüştürebilmek, yeni bir hikaye yazmaya çekiştirmiyoruz burada aman dikkat, armuttan elma yapamazsın. Olanı görüp kendi potansiyelimizi keşfetme yolundayız. 

Şimdi olanı olduğu gibi kabul edip, karşımıza çıkan hislere selam edip yolda yürümeye devam edelim. Ben buradayım, ben varım, hakkım olanı almak için yeterli sorumluluğa sahibim, kendi sorumluluğumu alacak güce sahibim, yanlışlarım ve eksiklerimle geldim buraya hepsi benim, şimdi olduklarımla kendimi kabul ediyorum, tüm sorumluluk benim. Yine burada önemli bir şey aman, kendi hatalarını üstlen başkalarının hatalarını değil. Kendi sorumluluğunu al başkasınınkini değil.

Şimdi sadede gelelim, nefes ve meditasyon çalışmaları seni buraya getirecek belki de bambaşka yerlere götürecek devam. Yazmaya devam et. Yine soruların olursa ben buradayım bu yolda çok kalabalık yürüyoruz unutma sen biriciksin senin hikayen parmak izin gibi bambaşka ama yolda bir sürü yoldaşın var bazen birlikte yürüdüğün bazen paralel bazen zıt yollarda ama yalnız değilsin.

YouTube kanalına yeni video yüklendi onu da izlemeyi unutma 🙏

Sevgiyle

Yeşim Atik

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s