SVADHİSTANA ÇAKRA

Kök çakra evimizin temeli dedik temeli güçlendirdik hikayenin başlangıcını ortaya döktük, bu ortaya döktüklerimiz arada karşımıza çıkıp bizi aşağıya çekmek isteyecek ‘’zaten ben …., aslında ben….. ‘’ dediğiniz yerden sakın kaçmayın görün o hislerinizi selam verin SOBE deyin ve sizi motive edecek köklerinizin gücünü yeniden hatırlayacağınız bir çalışma yapın yout.be kanalında böyle çalışmalar var, yapamadıklarınıza değil yaptıklarınıza getirin dikkatinizi onay almaya çalışmayın ‘’ben beğeniyor muyum?’’ onay mercii sadece sensin. Çakraların dengeleri yaşadığımız duygu durumlarına olaylara göre bozulur bu normal, yeniden dengeye gelebilmen önce senin farkında oluşunla başlayacak.

Şimdi Hoş geldiniz evinizin çalışma odasına, burası yaratıcılığın başladığı yer. Ben bu hayatta varım dedin, ne hissettiğini biliyorsun ve yaratıcı yönünü ortaya çıkarabilmek için ‘’şimdi ben ne istiyorum?’’ sorusunu soracağız kendimize. Ben ne istiyorum sorusunda bir hareket var ikinci çakranın temel amacı hareketi uyarmak ve hayattan zevk almaz haz duymak, bedendeki yeri karnın altı bel bölgesi yani kalçalar hareketlensin diyeceğiz ☺ tüm Latin dansları, oryantal ikinci çakranın elementi olan suyu harekete geçirir ve enerji omurga boyunca yukarı ya çıkar. Şöyle düşünün hareket ettiğinizde beden, nefes, zihin bir anda canlanır gözleriniz parlar ve enerjiniz yükselir ikinci çakra sizi harekete davet ediyor.

‘’haz almak, zevk almak’’ bu iki cümleyi duyduğunuzda bedeninizin ve zihninizin tavrı ne? Yaptığı işten zevk alan kişi yaratıcı olabilir, dokunduğu tuvale, boyalara aşkla haz duyarak resim yapan biri ile tuval üzerinde hesaplamalar ve başkalarının yaptıklarını düşünerek var olan iki ressamı düşünün hangisi daha mutludur? Haa burada lütfen sonsuz mutluluğu düşünmeyelim ikinci çakrayı dengeledik sonsuz mutluluğa ereceğiz diye bir şey yok. Mutluluk demişken aklıma Engin Geçtan geldi şöyle diyor ‘’sanırım, insanlar çoğu zaman mutluluk ile hazzı birbirine karıştırıp, kendilerine haz veren yaşantıları mutluluk diye adlandırıyorlar. Çünkü bana göre mutluluk bir durum değil, süreç; dış etkenlere doğrudan bağımlı olmayan, iç dünyamızın derinliklerinden gelen ve zaman zaman buluşabildiğimiz bir yaşantı. Kendimizi bir diğer insanla ya da evrenle bir ‘’bütün’’ olarak yaşayabildiğimiz, bazen de sadece yaşıyor olmanın bize sevinç verdiği anlarda, bir başka değişle kendimizi ve dünyamızı gözlemlemekten özgürleşebildiğimiz zamanlarda bizi salıveren bir duygu, ısmarlaması mümkün olmayan. Ancak buna rağmen, zaman zaman yine de bizi memnun eden ya da bize haz veren yaşantılar içinde ‘’mutlu oldum’’ ya da ‘’beni mutlu etti’’ gibi ifadeler kullanıyoruz, mutluluğun adını koyduğumuz an, onun zaten başka bir yaşantıya dönüşeceğini düşünmeden.’’  

İşte yukarıda anlatılan dengeli bir ikinci çakra mutluluğu süreç haline getirebilmiş kişi. Bu kişinin hayatında yenilgi de, öfke de, acı da vardır, bazen acıdan besler yaratıcılığını haz almayı bilen kişi acının da içinden geçerek yaratıcılığını ortaya çıkarır. Haz almaktan kaçınmamak küçük şeylerden bile haz alabilmek ne istediğini araştırma, sorgulama cesaretin varsa gelişebilir. Sorgular bir çocuk merakı ile olduğunda hayatın akışına kendini bırakmışsın demektir.  Son zamanlarda bir tavrım var benim ‘’hazzın tekrarını arama’’ biz haz aldığımız şeyleri tekrar tekrar yapıp aynı hazzı almaya zorluyoruz kendimizi, oysaki bu tam bir akış plan program yok sadece o an var, yani hazzın tekrarını arama yaşa ak ve geç. 

İkinci çakranın gelişim aşaması bebeğin altıncı ay ve iki yaş aralığındadır. Şimdi çocuklarınızı veya gözlemlediğiniz çocukları düşünün, emeklemeye başladığından itibaren buldukları her şeyi ağızlarına götüren, aldığın tüm pahallı oyuncaklar yerine açtığı çekmecede ne bulduysa ortaya döken, o mükemmel yaratıcı çocuklar evet onlar keşfederek yaratmaya çalışıyor etraflarında gördükleri her şey onlar için keşfedilmeye, haz almaya ve yeni bir şeyler yaratmaya müsait. Burada yine anne devreye giriyor -o çekmeceler kapanmamalı-çocuğun kendine zarar vermeyeceği eşyalar yerleştirilmeli, ağzına götüreceği zararlı şeyler ortadan kaldırılmalı ama ortalık boş bırakılmamalı yani bırak çocuğu keşfetsin arada canı yansın olmaz bir şey öyle öğrenecek canı acıyacak buna rağmen merakının peşinden gidecek, yaratmayı keşfedecek ve haz duyacak yarattıklarından. Ağzına aldığı kumandayı kemirip dişlerini kaşırken aldığı haz öyle büyük ki sen eline vurup, ya da kıhh piss diyerek elinden aldığında onun ileride aldığı hazda suçluluk duymasına sebep olacağını bilmeden koruma içgüdüsü ile koşuyorsun, koşma bırak emin ol kumandadan alacağı mikrop hayatının geri kalanında yaşayacağı duygu karışıklığından daha az zarar verir. Çocuklar kelimelerle değil duygu ifadesi ile iletişim kurar ağlar, bağırır, inat eder, güler, küser. Çevresindeki yetişkin duygusuna karşılık veriyorsa çocuk hislerini tanır ve bir anlam verebilir. Hisleri ile bağlantıyı kurabilen çocuk kendini ifade etmeyi öğrenir.

-hiçbir şeyden tam haz alamıyorum bir huzursuzluk bir suçluluk kaplıyor içimi

-ben nelerden veya nasıl zevk alınır bilmiyorum tuhaf geliyor insanların bu mutluluk halleri 

-yani cinsel hayat tabi ki önemli ama yani benim için biraz görev gibi kendimi tutuyorum aklıma başka şeyler geliyor sanki çok ayıp bir şey yapıyormuş düşüncesi daha baskın 

-planlar önemli benim için öyle ani kararlarla gelme karışıma

-pazara diye evden çıkıyorsak pazara gidilir yolda oyalanma olmaz

-dans etmek saçma zaten ben de pek beceremiyorum insanların öyle kendini kaptırarak dans etmeleri tuhaf biraz rol gibi geliyor bana

-çok gülersen çok ağlarsın yani gerek yok abartmaya

Bizde bir inanış vardır çok gülme sonu ağlamak olur. Gülmek, zevk almak ve haz duymak bizde suçluluk duygusunu tetikleyebilir ki bu ikinci çakranın kötü yönüdür.  Eril yan enerjiyi yukarıya çıkaramıyor beden tutuyor kendini hareket etse suçluluk hissi kaplıyor her yanını nefesleri bile tam alıp veremez bu kişi hep bir tutma ve kontrollü olma hali vardır. Nefesi haz aldığı yerde tutar aman bırakırsam kendimi kaybederim. Yarım yaşar hayatı, haz aldıklarını ve mutluluk süreç değil onun için tutuğu az yaşaması gerekli bir durum haline gelir.

-zevk benim için her şey demek kendi zevkim için herkesi bırakırım

-nerede zevk alıyorsan orada kal, zevk aldığın her yol mubah 

-her anı kendi zevk ve haz aldığım yerde geçiririm zevk aldığım her şeyi her an yanımda isterim, alkol, uyuşturucu ya da sex beni mutlu eden şey bunlar.

–  karşıdakinin sorunu zevk almak ya da almamak ben kendime bakarım, yani haz alırken şiddet pekte kötü değil bence

-yani ben pek düşünmem sonunu mutluyum böyle

-nerede sabah orada akşam, yol beni nereye götürürse oraya akarım yeter ki eğlence olsun

Tabi ki öfke ve şiddette bir hareket etme yolu yukarıdaki kişide hareket o kadar fazla ki bir durmak’’ ben ne istiyorum, o ne ister’’ düşüncesi olamaz, yang o kadar güçlü akıyor ki durmak kendine dönmekle hiç alakası yok. devamlı bir disko disko hali var.

Svadhistana çakra akan dereye kendini bırakıvermektir. Bazen yağmur yağar ıslanırsın, bazen güneş açar ısınırsın ikisinin de zevkli yanında süzül illa ki güneş diye tutturma, bak etrafına yağmurda da zevk alacağın hazzı iliklerine kadar yaşayacağın bir yön bulabilirsin bulamıyorsan acının içinde kal, çocuk merakın ile bak etrafa, basit aynı şeye yeni bir bakış acısı ile bak, açı değiştiğinde nefesin tam dolacak ve tam boşalacak işte orada akış başlayacak bırak aksın hayat tutma, senin tutmaların bir işe yaramıyor.

Burası kendinin dışına attığın bir adım. Alışkanlıklarının öğrendiklerin değil kaybolduğun yolda şaşkınlık ve merak ile yeni keşifler yapacağın bir yer. 

Hareket et, farkındalık içinde kalçalarını çevir, dans et, su ile ilişkine bak, yüz, akan suyun altında al başından omuzlarına ve bedenine doğru akışını izle, nehir kenarında veya deniz kenarında otur sadece izle suyun hareketini ‘’ben ne istiyorum’’ sorusunu sor ve bırak cevap yavaş yavaş gelecek. İsteklerine hayır cevabı aldığında ne hissediyorsun? Hayır diyebiliyor musun? Haz aldığın zevk aldığın şeyler neler? Bunları yaşayabiliyor musun? Zevk aldığın şeylere zaman ayır. Yazmaya devam, meditasyona devam sadece izleyici ol zihninden geçenleri izle, etrafını izle, hisleri gör.

Yazıyı okuduktan sonra videoları izlemeyi unutma videolar yavaş yavaş geliyor 😉

Sevgiyle kal.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s