İÇİNDE OLANI DIŞARI ÇIKAR

Bak bakalım‘’Şu anda ne istiyorsun? beni istediğime götürecek hareket ne? Hayatın şöyle bir kuralı var, seni isteğine götürecek hareket çoğu zaman içinden gelir, bir sabah yataktan coşku ile kalkarsın o an ne istediğini bilen ve harekete hazır biri vardır. İçinden gelen coşku seni yaratmaya doğru yönlendirir ve sen ilk adımları atarsın. Ertesi günlerde sorgu başlar aslında bu yaptığımı kim beğenecek? Allahım ben ne yapıyorum? Aslın da anlatmak istediğimi tam anlatamadım… Bunu nereye satarım? Vs vs…  zihin deneyim çuvalına elini atmış ve karıştırmaya başlamıştır ‘’zaten ben… ‘’ diye başlayan cümle seni aşağıya doğru çeker.
Sen, o yarattığın neyse bir kenara koyar yine kabuğuna çekiliverirsin. Üzgünüm, sen durabilirsin ancak hayat kendi planları ile akmaya devam eder. Hareket etmeyi rededer, çekilirsen bu kez hareket sana dışarıdan gelir.  Hayat seni konfor alanının dışına iter, artık o yataktan coşku ile değil ‘‘ne yapsan da bu berbat alandan çıksam’’ diye kalkarsın. Sabahın köründe hareket etmen için bas bas bağırır bacakların ağrır, kasıkların ağrır, gecenin bir saçma saatinde uyanırsın, bir yeme ve ya hiç yememe hali basar üzerine, elin kolun bedenin hiçbir yere sığmaz bir kıpırda diye dürtülürsün. İçeride ki dışarıya çıkamayan potansiyelin seni dürter durur. Haaa sen yine görmezsen hayat boynuzunu geçirir, canın öyle acır ki beş ayda yaratacağını bir haftada dökmeni sağlar çünkü artık kök güçlü ve gövde esnek her yana eğilebilir. Acıya rağmen dökmüyorsan yaratıcılığını, sen acını ızdıraba çevirip girdapta döner durursun (hala girdapta döndüğünü düşünüyorsan kök çakra çalışmalına devam et).
Girdapta dönme -su gibi akmaya ne dersin? –
Önce merak gelecek, yargılama merakını çocuk heyecanını hatırla onunla kal biraz yaratma hali bu, durma ve suçluluk duygusu ile birlikte gelebilir onları da gör yine yargılama yok. Şimdi ne hissediyorum? Sorusuna yanıtların artık net hislerinle hemhal oldun sen. Orada gördüğün suçluluk hissi seni aşağıya çekmesin onu sadece gör ve harekete devam et. Suçluluk sakral çakranın gölge duygusu yani kötü yani bunun normal olduğunu söyle kendine hareketin durmasına izin verme ‘’sobe’’ de suçluluk hissine. En önemlisi şu ki bizi doğa etkiliyor ve gökyüzünde gezegenler hiç boş durmuyor, ay tutulması, dolunay, gezegenlerin hareketi, bunların hepsi suyu yönetiyor evrende ve senin bedeninin neredeyse % 70’i su, tüm evrende su çekilirken sende de su çekiliyor ve sakral çakranın elementi su arkadaşım. Bırak çekilecek içinde bir şeyler, sonra geri gelecek sen hislerde kal ve ne istediğini fark et. Doğa sen kabul edersen senin yanında, sen kabul etmez zorlarsan sen onu karşına alırsın, o sana öyle bakar ‘’ne yapmak istiyor acaba bu arkadaş?’’ diye, akar seni beklemez, ya sürüklenirsin yara bere içinde ya da sırtını bırakırsın akışa sen bilirsin.
Bir de şöyle bir şey var kandıramazsın evreni ‘’eller kalbin önüne, al derin bir nefes bırakıyorum kendimi’’ diyerek kandırmaya çalışma dürüst ol, ya bırak ya da bırakmadığını gör ve bırakmak için araştırma için de ol.
Bırakmadığın sürece akmayacak, hortumun kıvrılan yerini bulman gerek belki yeniden kök çakraya ineceksin korkma, yenildiğini, beceremediğini düşünme. Burada sana kötü bir haber vermek istiyorum ki artık eski gözü kapalı haline dönmen ‘’imkansız’’ çünkü toprağı kaldırdın, temele girdin çalışma odasındasın ve hareket etmek zorundasın. Zevk aldığın yerleri bul, haz aldığın çalışmaları bu bunlar sana basit ya da saçma gelebilir. Koskoca mimar olmuşum yaptığım kek kabardı diye kendimi alkışlayım mı? evet alkışla o keki herkes kabartamıyor. Kapat gözlerini kendini müziğin kollarına bırak bedenin, nefesin tüm hücrelerin ritmin içinde aksın. Bırak kendine karşı olan yargılarını dans içinden gelsin bir kural olmasın, herkes gibi de olmasın sadece sen olsun ‘’sen bu müzikle ne hissediyorsun? Sen ne yapmak istiyorsun? ‘’ -İnan beden bilge- senin zihnin onu yönetmez, hareket gelmesi gerektiği gibi ihtiyacı olan kadar gelecek. Haz aldığın yerde nefes al ve suçluluk hissi duyduğun yerde ver nefesi bırak bu suçluluk hissi şu ana ait değil.
Durduğun yerde sadece dur yargılama, aktığın yere güven bırak sırtını tutunsan da yara alacaksın, gözlerini kapatıp bıraktığında bir yere çarpsan da, yaralarla varız hayatta yaraları üflemek bir efor harcamak, o da bir hareket. Harekete geçmek cesarete attığın bir adım aslında yanlış mı? doğru mu? diye yargılama sadece hareke geç.  Sen sorumluğunu alacak kadar büyüdün, ‘’yanlış yapmışım’’ diyerek yeniden başlamak sana zor gelmez.  Eforsuzluğun içindeki eforu hisset. Uslu uslu duran çocuk mutlaka yatamazlık yapmaya hazırlanıyordur. Çocuk merakını salıver. Burası evin çalışma odası dedik deneme yanılma normal hareket illaki başarı ile sonuçlanmaz hayattaki tek başarı senin kendini iyi hissetmen.
Sakral çakranın ilgili salgı bezleri ostrojen ve testosteron hormonu yani senin cinsel hayatın da burada merak araştırma, kendini keşif, haz almaya açık olmak ve bırakma hali bu olanı var eder. Nasıl ki su hayat kaynağımız, sekste hayat kaynağımız enerjetik ve üreme, çoğalma açısından özellikle bilinç dışında bizi meşkul eden bir alan. Bedeninin tüm ihtiyaçlarını farkındalık ile karşıla şu andan itibaren yediğin yemek seni hayatta tutsun ama zevkte versin, hareket etmek spor yapmak bedenine iyi gelirken sana haz da versin, sevişmek görev değil haz alanında olsun birikeni boşaltma zevk aldığın yeri bul ve meraklı ol. Kök çakrada hayatta kalmak için beslenmek gerekiyordu Svadhıstana Çakrada duyguları beslemek gerek, biz reiki uygulayıcıları ikinci çakra ile boğaz çakrayı dengeleriz ki visuddha çakranın duygusu dürüslük ve iletişimdir. Kendinle iletişimde olduğunda haz aldığın alanı kendine dürüst, içine dönerek hislerininle hemhal bulduğunda fark ettiğinde, kendini ifaden değiştiği gibi dışarıdan gelen sesi doğru duyman gerçekleşir. Akış tek başına olmaz aktığın hayatta dokunduğun, tanıştığın bir sürü hayat var onları duymak, görmek ve onlarla birlikte uyum içinde  akmak önemli olan.
Bırakmak, akmak Svadhıstana çakranın işiyken, uyumla, ritimle akmak visuddha çakranın işi.
Şimdi sen dön kendine bir bak bırakabilecek misin? Hayatın ritmi değiştiğinde sen ne yapıyorsun? Ritme uy, bazen hareket et bazen durduğunda beslendiğini gör ve gerçek akışa bırak hayatını, akıyor, duruyor, hızlanıyor, yavaşlıyor sen sadece kendi gerçekliğinle ifadeyi şimdi bedeninde hisset gerisini salla şimdi.
Sallamayı öğrendiğin yer burası yani salla kalçalarını serbest bırak tüm hisleri, gerçeği gör ve yola devam

Sevgiyle

Yeşim Atik

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s